Interaktif Harita

Google Harita

Hava Durumu

İstatistikler

•Üyeler• : 757
•İçerik• : 219
•Web Bağlantıları• : 224
•İçerik Tıklama Görünümü• : 324177

2012

Yazan: Sevim Onuralp, Tarih: 08-07-2010

Okunma Sayısı : 569    

Yayınlama yeri : , Sevim Onuralp

 

 

Kanadalı bir arkadaşım bana sormasa, "Şirince" adlı köyün varlığından haberim olmayacaktı.

 

Türkiye  seyahati yapan bir arkadaşının İzmir  Selçuk'un en güzel köylerinden olan Şirince'ye yaptığı bir ziyaretten  bahsedince merakım epey arttı.

Bana, 2012 yılında  eski çağın sona erip yeni bir çağın "Altın Çağ"a geçileceği bilgisini verip bu köyün neden dünyanın dört bir yanından insanlarca ziyaret edildiğini , arkadaşının anlattıklarını aktarınca, uzun zamandır ilgi alanım dışına çıkmış ve kendi ülkemdeki bir köyün bu kehanette ki, "Maya  Takvimi " rolünü öğrenmek için bir araştırma yaptım.

Maya Takvimi tabletleri dünyanın sonunun 2012 olduğunu işaret ediyor haberleri konusunda yüzlerce bilgi, kitap, araştırma, konferans notlarını internet sitelerinde ve kitapçılarda rastlayabilirsiniz.

Tabletlerdeki Maya takvimlerine göre tufanların yaşandığı dört çağdan sonra, sonu yine tufanla bitecek beşinci çağın 21' inci yüzyılın başında, yani 2012 yılında başlayacağı anlatılır.

ABD nin doğu ve batısı Atlantis gibi sular altında kalacak, depremler, tusunamiler, yanardağ faaliyetleri, kopan kara parçaları, fırtınalar, şiddetli yağışlar gibi bir çok şiddetli tabiat olayları yaşanacak.

Hatta bir çok yerde ele alınan, - anlatılan, yazılan- inanca göre, MÖ 1649 yılında son yörünge geçişini yapan efsane kayıp gezegen Marduk'un geri dönüş tarihi 22 Aralık 2012 olarak belirtiliyor. Anlatılan mite göre, Thera  yanardağının patlaması afetlere neden olmuş. Mısır'dan çıkış mitlerine esin kaynağı olmuş,yakın doğu başta olmak üzere  bu olay  dünyada bir çok yerde siyasi ve sosyal dengeleri bozmuş.  Bu olay inanç ve yaşam tarzlarını değiştirmiş, kimilerine göre  "Nibiru" veya  "Marduk" , 2012 de dünyanın çok yakınından geçecektir.

Asıl ilginç olan verilen bilgiler ışığında yazmam gerekirse, " Dünya bir geçiş dönemine doğru gidiyor. 22 Aralık 2012 de Dünya, 'Foton Kuşağı'  denen manyetik bir alanın etkisinde kalacak. Bu anda dünya yavaşlayacak. 6 gün boyunca duracak. İnsanlık derin bir uykuya dalacak. 6 gün içinde dünya üç gün kararacak, 3 gün aydınlanacak.  3 günlük karanlık dönemde dünya "Hasat Dönemi" denen o günlerde  alt-üst olacak. Bazı bölgeler ise bu felaketten etkilenmeyecek. 6 gün sonra o bölgelere bir gemi gelecek.  İnsan bedeninde çıkıp, 'Işık Bedene' geçeği o  'kutlu' günde gelen geminin üzerinde Hz İsa olacak.  Karanlık aydınlandığında o bölgelerde uyuyanlar uyanacak ve her türlü olumsuz etkilerden arınmış olarak ışık bedene geçecekler. Yani insanlık için yeni bir çağ 'Altın Çağ' başlayacak."

Bu mistik konuları okuyunca insanın irkilmesi ve uzayıp giden ayrıntılarda daha da ilginçleniyor. İşte bu konu üzerinde yoğunlaştığım sırada cevabımı buluyorum.  Hem de ne cevap!  Hani yukarıda bahsedilen o 6 gün süren karanlık ve aydınlık günde yaşanacak bütün felaketlerden korunacak bölge var ya, Türkiye'deymiş.  Söylenenlere göre bu kehanet doğru çıkarsa  yani bir aksilik olmazsa , Hz İsa 22 Aralık 2012 yılında bu köye, Şirince' ye gelecek.

İşte bu kehanete inananlar , arınıp yeni bir çağa  "Altın Çağ'a"  geçmek için Şirince Köye geliyorlarmış.

Kanada'dan, Amerika'dan, Avustralya'dan, İngiltere'den ve diğer bir çok ülkeden insanlar 'vücut bedenden ışık bedene' geçmek için Şirince yi ziyaret ediyorlarmış.

Arkadaşımın anlattıklarından yola çıkıp  sizler için internette Şirince hakkında bilgi toplamak istedim. Maya Takvimi tabletleri konusunda benim sizlere vereceğim bir bilgi yok. İsteyen internette yüzlerce sayfa bulabilir. Çok mistik ve derin konuyla sizleri başbaşa bırakıp size kısa ama ilginç  Şirince  Köyünden bahsetmek istiyorum.

Şirince,  bir Rum Köyü.  Yani geçmişde. 1923 yılında yapılan mübadele sonunda Türklere verilmiş. Tarihte  eski adıyla Dağdaki Efes diye geçer. Kesin bir bilgi olmamasına rağmen Efes'in dağılması sonrasında küçük bir grup dağa çıkar. Menderes nehrinin getirmiş olduğu taşkınlar bölgede yaşam şartlarının ağırlaşması sonucunda dağlara yerleşildiği anlatılır.

İlk ismi ise 'Çirkince' dir. Adının hikayesinde rivayet odur ki, köyün varlığını gizlemek için verilen isimdir.  Helenistik döneminden kalan yapıların varlığı bu köyün geçmişinin ne denli derin olduğudur. En eski yapı, Lysimakhos çağına ait bir kuledir. Lysimakhos  çağına ait bu yapı o günler için stretejik konum itibariyle kullanıldığı sanılıyor. Bizans döneminde ise yapı değişikliğe uğramış ve şimdileri manastır olarak kullanılıyor.

Bazı kayıtlara göre yöreye gelen Türkler, Selçuk Kalesi çevresine yerleşiyorlar. Bugünkü bu yerleşim yerinde 'Kırkıncı' isimli bir köyün 16.y üzyılda var olduğunu yazıyor.

Bu köy ile ilgili en eski bilgi  1698-1702 arasında İzmir de yaşayan papaz Edmund D.Chishull'un "Türkiye Gezisi ve İngiltere'ye Dönüş" adlı kitabında rastlanıyor. Chishull, 1699 yılında Efes-Ören'e gelir. Kitapda yazdığına göre  ilk konaklanacak yer Kırkıca Köyüdür. Chishull ve rehberi Ayasuluk tepesinin doğusundan, Klaseas Vadisini izliyerek akşam 8 gibi Kırkıca Köyüne ulaşırlar.

Hatıralar bölümünde burayı Chishull kitabında şöyle yazar; "Onun rehberliğinde atlarımızla Efes Hisarının altından birbuçuk saat süren yorucu ve uzun ama zevkli bir yoldan ve çağlayanlı bir derenin  bulunduğu iki tepe arasında gittik. Her iki yanımızda sarkan mersin ,zakkum, katırtırnağı, erguvan, leylak ve diğer haz verici ağaçların koyu gölgeleriyle  ağırlandık..." Geceyi çadırlarda geçiren Chishull ertesi gün 1 Mayıs günü köyü dolaşır.  Chishull'un yazdığına göre köy hiristiyandır. Köyün papazı, "bize güya İncil yazarlarının el yazılarını göstermek istedi. Havvarilerin Yaptıkları kitabında açıklanan yedi papaz  yardımcısından biri olan Prohorus tarafından yazıldığını iddia ettiği bir İncil gösterdi. İncelememiz sonunda harflerin eski belki 6.ıncı  veya 7.ci yüzyıldan kalma olduğunu gördük. Kitap ya İncil'in kopyası ya da bir dua kitabıydı."

1780 li yıllarda Osmanlı tarafından iskan edilir ve Ege yöresinin bir çok yerinde olduğu gibi  toprağı işleyip vergi  verir  düşüncesiyle Rumlar yerleştirilir. Yetiştirdikleri İncir ile meşhur olur ve hızla kalkınırlar.  Hatta Osmanlının iki büyük incir ihracatçısı Çirkince li imiş.

1914 de başlayan 1.ci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı, Çirkince (Kırkıca) Köyünün bütün gençlerini Amele Taburu denilen özel birliklere  alır. Bazıları kaçar , dağlara çetecilik yapmak ya da Yunanistan a sığınırlar. 1919'da İzmir işgal edilir. Kırkıcalı Bornovalı, Urlalı, Kuşadalı gençlerYunanlı subayların emrinde bağımsız alaylar oluştururlar. Sevr Anlaşmasının verdiği cesaretle o yıllarda daha da güçlenirler. 20 Ağustos 1922 de Büyük Taarruz ve ardından 9 Eylül 1922 de İzmir'in düşman işgalinden kurtarılmasından sonra bu yörelerde yaşayan Rumların büyük bir bölümü Yunanistan'a göç ederler. Bu olaydan Kırkıca'da nasibini alır. Bir kaç hanenin dışında Rumlar köyü terkeder. 1924'deki  Göçmen Mübadelesi Anlaşmasıyla, Selanik,  Kavala ve Provusta'dan gelen Türklerin buralara yerleştirilmesinden sonra köy yeniden hareketlenir. Cumhuriyetin  ilanının ilk  yıllarında İzmir Valisi Kazım Dirik Paşa Çirkince'yi ziyaret eder. Adını Şirince olarak koyar. "Böyle güzel bir yer Çirkince olamaz;  olsa olsa Şirince olur" dediği hala dillerde dolaşmakta imiş.

Oldukça ilginç ve çok çeşitli bilgiler var Şirince hakkında. Benim için enterasan olan manyetik alan hikayesi.  İlk Türkiye ziyaretimde gidip bu köyü göreceğim ve hikayeyi orada yaşayanlardan dinleyeceğim.

 

Sevim Onuralp

 

Yazıyı ilk siz yorumlayın! Basın
•Kullanıcı Değerlendirmesi•: / 3
•Zayıf••En iyi• 
 

Kanadainfo.com 2008 All Rights Reserved with Canadian Laws.