| Yazan: Yusuf Altıntaş,
Tarih: 29-11-2008
|
Okunma Sayısı : 1765  |
Yayınlama yeri : , Yusuf Altıntaş |

Kurban bayramını Türkiye'den gelmiş Kanada'lı köylüler ilginç kutlamakta...
Benim oğlan:
" Baba yavv! Yandaki cadaloz kadına bir Kurban Bayramı merasimi sergileyelim. Kurban kesip, hatunun bizim tarafa sarkan ağacının dalında, derisini yüzelim, kellesini de bahçede odun ateşinde pişirirsek, bu cadaloz biz köylülerden korkup kaçar, ve de tüm mahalle kurtulur, vallahı hepsi birer değil ikişer tane kurban keser!"
Bence komşular hatunun gideceğini garantileseler, deve dahi kesmeye razılar. Neyse, oğlan haklı ama profesör ölmüş ama köylülükten kurtulamamış derler diye pek iltifat etmedim bu cazip teklife…
Bir ablamız burada yeminli tercüman. Mahkemelerde ve poliste İngilizce bilmeyenlerin yeminli tercümanlığını yapıyor. Birkaç yıl önce göçmen polisi çağırmış, tutuk evinde bizim üç memleketli :
"Ne olursun yardım et abla! Bunlar bizi paketleyecekler memlekete!"
diye ağlaşmaktalar.
Üç kafadar Kurban Bayramı diye şehrin doğusundaki çiftliklerin birinde kaçak kurban kesip, arabanın bagajına atmışlar. Gece karanlığında yalnışlıkla Amerikan sınırını farketmeden geçmişler, hem de 11 Eylül saldırısının hemen ertesinde. Amerikan sınır muhafızları çevirmişler bunların arabasını. O da ne?
Bagajdan kanlar damlamakta!... Tüfekler anında bizimkilerin şakaklarına dayanmış, ve garibanları yere yatırıp kelepçelemişler. Bomba uzmanı getirtilip bagaj dikkatlice açılmış. O da ne? Bagajda kafası kesik bir koyun! Üç kafadarı Kanada sınır polisine teslim etmişler. Bizimkiler Kanada’da da kaçakmışlar üstelik.
" Abla, mübarek günde bir kurban yüzünden atacaklar bizi memleketden! Müslümanlara acımıyor bu gavurlar!"
--------------
Köylüler Toronto’ya ilk geldiklerinde Canadian Goose'ların (Kanada Kazları) rahatlıkla kocaman parklarda dolaştığını hayretle gözlemlemişler. Kanada Kazları meşhurdur, paramızın üstünde bile basılı resimleri.
Adana'lı tayfa :
" Günah değil mi yahu! Yaban kazları salına salına dolaşıyor, ortalıkda tek avcı da yok, üstelik kurban bayramı !"
Kazları yemleyip bir akşam yemekliği kadar, iki tane yakalayıp torbaya koymuşlar. Metroda giderken kazlar torbadan başlarını çıkarttıkça, Kanada'lı şehirliler merakla bakışmakta. Bizim Adana'lı tayfada Kanada’ya uyum cevabı hazır:
" They are our pets!" (Onlar bizim sevimli ev hayvanlarımız!)
Bizim Bekilli’liler geleneksel kurbanı kesip, şaraplarını içmişlerdir. Babam canlı hiç bir mahluka kıyamadığı için, bizim evde kurbanı rahmetlik imam dedem keserdi. Babam- dayılarımla beraber bayramı kırmızı şarapla açardık. Dedem hiç kızmazdı:
" Oğlum, ben daha düne kadar kendim kurardım şarapları, içerdim. Şimdi yaklaşıyoruz öbür tarafa. Siz de benim yaşıma gelince tövbe edip, bırakırsınız. Allah affeder!" derdi.
Umarım gerçektir! Mübarek Kurban bayramını ciğer kavurmasız, şiş kebapsız leblebi - şarap ile yine geçiştireceğe benziyoruz.
Kanada’da köylü kalmış- Bekilli’li Yusuf
|