Sizler için birikmiş konuları derleyip ilginize sunmaya hazırlanırken geçen yıl yazdığım bir yazım geldi aklıma. Severek ve etkilenerek kaleme aldığım satırlarda belki “O” dönemlerde yaşayan arkadaşlara geçmişin tozlu raflarından küçük bir geçmiş örneğini hatırlatmak, belki de bugünün, burada, yaşayan gençliğine bizim yaşantımızdan bir kesit sunmak isteğide olabilirdi içimdeki fırtına.
2 Yıldır ülkeme gitmemiştim. 23 Mart – 13 Nisan 2008 arası kızım 7 yaşındaki Atlantik Barış Gülpembe ile, Paskalya tatilini değerlendirerek 2 hafta Antalya’da, 1 hafta da Bursa’da bulunduk.
Kula Dayı 1960 ların sonunda Almanya’da kaçak işçi olarak çalışırken Amcaoğlu ile beraber yakalanmışlar, ve İstanbul’a postalanmışlar. Kula dayı, pilotu kalp krizi geçiren Almanya-İstanbul uçağını kazasız belasız Yeşilköy’e indirdikten sonra Çomak’ların Ali Bey’in Haliç Sebze halinde yükünü boşaltan kamyonu ile Sirkeci, İzmit, Kütahya, Dumlupınar, Uşak yolu ile Bekilli’ye doğru yola koyulmuşlar.
Özel günlerin bayağı ve yapmacık olduğunu düşünenlerden değilim. Bir düşünceyi, anıyı, değeri hatırlamak ve pekiştirmek için özel bir gün seçilmiş ise özenle yaşanmasından yanayım. Özellikle Türkiyem’deki son gelişmelerin üzerine “Dünya Kadınlar Günü”nün davullu zurnalı kutlanması gerektiğini düşünüyorum.
Sosyal güvence gelecekten emin olmak demektir. Sosyal güvenlik sistemi ise, çeşitli sosyal risklerdeinsanın ihtiyaçlarını karşılayan bir sistemdir. Sosyal güvenlik sistemi bir anlamda nesiller arasinda yapilmiş bir sözleşmedir.
Hayat tüm hızıyla geçmeye devam ediyordu. Eee kolay değildi tabii. Anne olmuştum değil mi? Normaldi uykusuz geceler, normaldi bu yorgun gözler ve normaldi bu fazlalık 20 kilo canım!!. Hepsi normaldi..